Havran Tanıtımı

Edremit ilçesine 8km uzaklıktadır. Antik dönemde Havranın adının 'Aureline' altın ülkesi olarak anıldığı söylenir. Tarih öncesi kültürün aydınlanmasında rol oynayan en önemli yer 'İnönü Mağaraları'dır

Taş devri ve maden devrine ait buluntulardan anlaşıldığına göre M.Ö.50.000 yılından itibaren Havran çevresinde yerleşim görülmektedir.

Birçok medeniyet gören bu ilçe Osmanlı dönemi kaynaklarında 'Haran Eli', 'Franeli' veya 'Viraneli'olarak geçmiştir. Osmanlı devleti döneminde ilçe Timur ile yıldırım Beyazıt arasında yapılan Ankara savaşından dolayı büyük zararlar görmüştür. Timur'un askerleri Balıkesir ve çevresini yağma ve talan etmişler halkı çok zor duruma düşürmüşlerdir. Bu yüzden Havran'a 'Viraneli' denilmeye başlanmış bazı kayıtlarda da 'Harraneli' dendiğin görülmüştür. 'Havran' isminin anlamı 'dönmek, eksilmek, su çalkalanmak, yıkamak ve beyazlatmak' anlamındadır.

1.Dünya savaşı sırasında en kanlı muharebelerin yapıldığı Çanakkale'de savaşmış Havran'lı evlatlarından en ünlüsü KOCA SEYİT ve diğer kahraman ise ÖMER ÇAVUŞ'tur.

Bu savaş sonrasında Milli mücadelede Havran lılar, Edremit Kuvva-i milliye teşkilatına bağlı kurulan havran bölüğü ile ayvalık cephesinde 172 alay komutanı Ali Çetinkaya komutasında diğer körfez halkıyla birlikte mücadele etmişler, Yunan işgalinden 8 Eylül 1922'de kurtulmuştur. İlçenin sanayisi tarıma dayalı olup, zeytin ürünleri ve sofralık zeytin alanında büyük bir firma yatırım yapmıştır.

Burada önemli ölçüde zeytin üretimi yapılmaktadır. Dünyanın en modern ve büyük zeytin işleme fabrikası özelliğini taşımaktadır. İlçe çok eski uygarlıklara yerleşim merkezliği yaptığı için antik Mysia, Truva, Tehebe, Lyrnessos, Pers, İskender ve Helenistik devri, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemi Antik kalıntılara, Türk İslam dönemi yapılara, tarihi çeşmelere, anıt, yapı ve meskenlere sahiptir. Şifalı kaplıcaları, yeşilliğiyle göz kamaştıran hanlar, Eybek kışlası ve Serhat mesire yerlerine sahiptir.

Havran ziyaretinde;"Çanakkale kahramanı Havran'lı Koca Seyit'in mezarını, anıtını ve akrabalarını görmeden, Havran evlerini ve tarihi konakları (Özellikle Atatürk'ün misafir kaldığı Terzizade Konağı'nı) gezmeden, Havran zeytinini tatmadan ve sızma zeytinyağı almadan, Havran'ın meşhur eriğinden yemeden,  Havran'ın güzelim narlarını tatmadan, Eybek suyunu içmeden ve Eybek zirvesine tırmanmadan, ilçe merkezine çok yakın olan Havran Barajı havzasındaki esrarengiz mağaraları ve milyonlarca yarasayı görmeden, Hanlar bölgesinde pişirilen kekik kokulu kuzu pirzolası yemeden, Hanlar bölgesinde yetişen nefis çilekleri tatmadan, Kocadağ'a tırmanıp Edremit Körfezi'ni bir de yüksekten seyretmeden, Havran'ın meşhur höşmerimini tadıp sevdiklerimize de hediyelik almadan, nefis kokulu taze Havran leblebisi, almadan ayrılınmaz.

Barajı havzasındaki esrarengiz mağaraları ve milyonlarca yarasayı görmeden, Hanlar bölgesinde pişirilen kekik kokulu kuzu pirzolası yemeden, Hanlar bölgesinde yetişen nefis çilekleri tatmadan, Kocadağ'a tırmanıp Edremit Körfezi'ni bir de yüksekten seyretmeden, Havran'ın meşhur höşmerimini tadıp sevdiklerimize de hediyelik almadan, nefis kokulu taze Havran leblebisi, almadan ayrılınmaz.

İnönü Mağaraları
Bu mağlalar 381m. Rakımlı Havran çayının kuzeyinde yer almaktadır. Havran ilçesinin yaklaşık 8km.güney doğusunda yer alan mağaralar yakınında bulunan köye (İnönü) ve önünden geçen boğaza (İn Boğazı) adı verilmiştir. Tarihi taş devrine kadar uzanmaktadır.

Hanlar Mevkii
Kalkım yolu üzerinde ulu çınar ve çam ağaçlarının gölgesi altında sıcak yaz aylarında serin havayı soluyabileceğimiz ve aynı zamanda piknik yapabilecek geniş bir alandır. Devamlı akan buz gibi suyu masa ve sandalyeleri ile çocuklar için kurulacak hamaklarla huzurlu bir tatil günü geçirilebilecek bir yerdir. Hanlar Mevkiine gelmeden önce Talim Alanı denilen mevkii de halka açık piknik yeri olarak düzenlenmiştir.

Serhat Mesire Yeri
Havran 'ın 2 km kuzeydoğusunda asırlık kızılçam ağaçları ile kaplı mesire yeridir. Özellikle Hıdrellez'den bir ay önce başlayıp Hıdrellez'e kadar tüm halk buraya gelir.


Kocaseyit Köyü

Bu köy Havran ilçesine bağlı olup eski adı (Manastır Çamlık) adıyla bilinir. Çanakkale kahramanı Koca Seyidin vefatından sonra hatırasını yaşatmak amacıyla köyün adı 'Koca Seyit olarak değiştirilmiştir. Havran'da Koca Seyit adına bir camii bir okul inşa edildiği gibi 1993 yılında büyük bir anıtı yapılmıştır. Aynı zamanda Koca Seyit adına köyde bir müzede bulunmaktadır.

ÇANAKKALE KAHRAMANI KOCA SEYİT
Çanakkale muharebeleri sırasında kaldırdığı 276 kg'lik top mermisiyle ünlenen ve tarihe geçen Kocaseyit 1889 yılında Havran ilçesinin Çamlık (eski adı Manastır'dır) Kö-yünde dünyaya gelmiştir. Babası Cuburoğulları ailesinden Abdurrahman annesi ise aynı köyden Emi-ne Kadın'ır. Aynı köyden Şakir kızı Emine ile evlenerek beş çocuğu dünyaya gelmiştir. Cumhuriyet döne-minde “Çabuk “ soyadını aldı.

Kocaseyit askerlik çağına gelince pek çok yaşıtıyla birlikte üzerine topçu neferi olarak, Çanakkale'de bulunan “ Mecidiye Tabyası'nda görev alır. Düşman donanmasının 18 Mart 1915 tarihinde başlattığı deniz harekâtında yaptıklarıyla tarihin seyrini değiştiren olaylardan birisini gerçekleştirir. Bu tarihi olay şu şekilde anılmaktadır.  “Saat 05.30 sularında müttefik filosundan bazı gemiler, kendilerini son dakikalar içinde oldukça rahatsız eden Rumeli Mecidiye'sini yeniden ve çok şiddetli bir ateş altına almışlardı.

Takım Subayı Fahri Efendi'nin emri ile sığınağa koştular. Ancak; geri kalanların bir kaçı tam istihkâmın içinde patlayan mermi cephaneliği uçurduğu zaman oluşan müthiş basınçla yerlere yuvarlandılar. Bir kısmı şehit olan bu erlerin geri kalanları arasında Çamlık köyünden Seyit'de bulunuyordu. Kendine geldiği zaman karşısında takım arkadaşı Ali'yi gördü. Başka kimse yoktu etrafta.
- Nerede arkadaşlar? diye sordu.

-  Arkadaşlar mertebelerini buldular.14 şehit 24 yaralımız var. Ayakta bir senle ben kaldık.
Seyit kalkıp denize doğru baktı. Düşman gemileri karaya iyice sokulmuştu. Tabyanın içinde ise üçüncü toptan gayrisi yine toprağa gömülmüştü. Seyit önce gemilere, sonra topa ve sonunda yerde duran 276 Kg.lık mermilere baktı. Kendi deyimiyle mermi ona “beni namluya sür”diyordu.
Arkadaşına “Gel Ali “ dedi.”Yardım et de şu mermiyi sırtıma alayım.
Ali önce topun eğilip yan yatmış metaforasına (top vinci) sonra da arkadaşının yüzüne baktı.”Kaldıramazsın Seyit” dedi. “Bir deneyelim hele.

İlk mermi kısa düştü. Bir tane daha getirip namluya sürdü. Bu seferki de kısaydı. Fakat üçüncü mermi en öndeki geminin arka tarafında ve su kesiminde patladı. Bu gemi Ocean'dı ve dümen tertibatı bozulduğu için derhal orasını harmanlamaya başladı.Etrafındaki gemiler kaçıştılar.

Seyit dördüncü mermiyi almaya giderken etraf sakinleştiği için sığınaktan çıkan Batarya Kumandanı Hilmi Bey yanında iki Alman subay ile oraya geldi.

- Sen miydin Seyit? Vurdun gemiyi. Dedi.
Dördüncü mermi boşa gitti. Dümensiz seyreden Ocean herkesin gözleri önünde arkadan bir mayına çarparak kısa sürede sulara gömüldü.


Kocaseyit'in muharebenin mukadderatının değişmesinde büyük önemi bulunan başarısı kısa sürede duyuldu. Kendisine mükâfat olarak onbaşılık rütbesi takıldı. Ve isteği olup olmadığı sorulunca “ çift tayın” istedi. Ancak arkadaşlarının yanında çift tayın yemeği onuruna yediremedi ve birkaç gün sonra çift tayından vazgeçti. Daha sonraki günlerde fotoğrafını çekmek isterler. 276 kg.lık top mermisini o günkü gibi sırtına alması lazımdır. Ancak birkaç defa denemesine rağmen kaldıramaz.

O tehlikeli zamanda mermileri kolaylıkla basamaklardan topa çıkaran bu kahraman o gün mermiyi yerinden bile oynatamamıştır.

Kendisine sorulduğu zaman iman gücüyle vatan aşkıyla kendisine kuvvet geldiğini, o zaman bu mermiyi nasıl kaldırdığını kendisinin de anlayamadığını söylemişti. Fotoğraf çekmek için tahtadan bir mermi yaparak o tarihi günü ebedileştirmişlerdir.

Harbin sona ermesiyle memleketine dönen Seyit Onbaşı, bundan sonraki günlerini köyünde geçirmiştir. Odun kömürü yaparak Havran'a pazara götürür, geçimini öyle temin edermiş.

Daha sonraki yıllarda Havran'da Hacı Osmanoğullarının zeytinyağı fabrikasında hamallık yapmıştır.

1939 yılında zatüreye yakalanmış ve Aralık ayında köyünde vefat etmiştir.

Unutmaz asla Türk evladı
Havranlı Seyid'in destanını.
“Unutmayın, unutturmayın bu kahramanı!”
Demişti zaten Havranlılara
Anafartalar kumandanı
Mustafa Kemal Paşa…

Ziyaretçi: Bugün: 27 | Bu Ay: 323 | Tümü: 38896

btn facebook