Zeytinli Tanıtımı

 

İzmir Çanakkale asfaltından geçerken zeytin ağaçları arasında saklandığı için görülemeyen, asfaltın hem dağ hem de deniz tarafında yerleşim alanı bulunan, söylenceler yurdu İda eteklerinden masmavi Ege' ye uzanan ve giderek gelişen, zeytin yeşili bir beldedir Zeytinli… Edremit ilçesine 7 km. uzaklıktadır.

Zeus' un Truva savaşını işlediği Gargaros (Karataş) tepesinden aşağı inerken, Sarı Kız'ın saçlarının rüzgârda uçuşmasını, Kazdağı Göknarı'nın büyüleyici güzelliğini, Hasan Boğuldu da Sebahattin Ali'nin satırlarındaki buruk bir aşk öyküsünü Sütüven'de Mustafa Seyit sütüvenin şiirini yaşar her zaman bu belde.


Mitolojideki gibi bir Türkmen düğünü öncesinde İda'nın pınarlarında, ay ışığında yıkanan genç kızların saçlarının sarı olup olmadığı merakla beklenebilir. Zeytinli çayı piknik alanında nefeslenip, meydandaki çay bahçelerinde asırlık çınarların altında, limon kekiği kokan dağ çayını yudumlarken hemen karşıdaki kültür ve sanat evinden taşan notalar sizi alıp belki de bir resim sergisine götürür.

Rumlardan kalma taş evlerin sıralandığı dar sokakların iki yanından akan çay sularında güneşin ışıklarının oynaştığını görebiliriz. Ve adımlarken sokakları, zeytinyağı fabrikalarından gelen zeytinyağı kokuları iğde kokularına karışır. İşte Kazdağı'nın gizemine karışmış yaşamıyla Zeytinli. Beldenin zeytinli çayı Kazdağı'nın en önemli sularından birisidir. 26 km uzunlukta piknik yeridir. Kazdağlarından Hasanboğuldu ve Sütüven Şelalerinden gelen bu çay Zeytinli'nin Altınkum Plajlarında denize kavuşur.


Kazdağı milli parkının giriş kapılarından birisi Zeytinli'dir. Beldenin en gizemli ve bitki örtüsü bakımından en yoğun olan yerlerinden biri Ayı Deresi'dir.

Vadi içi olması nedeniyle Kazdağı'nın başka yerlerinde görülmeyen birçok ağaç türü burada mevcuttur. Ayı Deresi, Kazdağı'nın en kaliteli içme suyunun aktığı bir deredir. Kayalık ve dik coğrafyası nedeniyle rehbersiz gidilmesi yasaktır. Kuzey Ege'de dağla denizin iç içe olduğu, doğal güzellikleriyle imrendirici olan zeytinli ünlü bir efsaneye de ev sahipliği yapmaktadır.


Hasan Boğuldu mesire yerine de ismini veren bu efsane dilden dile dolaşır. Hasan Boğuldu piknik yerinin hemen ilerisinde Sütüven Şelalesi tüm heybetiyle 17 metreden akmaktadır. Suyun döküldüğü alanda gelen piknikçiler kayalardan atlayarak doğanın içinde serin sularda yüzme keyfini yaşamaktadır.

Edremit ilçesinin en uzun ve en geniş kumsalına sahip olan Zeytinli, temiz ve ince kumlu Altınkum Plajlarıyla deniz turizminden de yararlanmaktadır. Yeşil alanları, spor ve eğlence alanları, çay bahçeleri, kordon gezinti alanları bulunmaktadır. Altınkum Plajları, ince kumu, geniş sahil bandı, yosunsuz ve taşsız denizi ile özellikle tercih edilmektedir. Aynı zamanda son 3 yıldır Türkiye'nin en büyük Rock Festivali'ne ev sahipliği yapmaktadır. 50 bini aşkın rock sever bu festivale katılmaktadır. Ünlü rock grupları gelip burada konserler vermektedir.

 

HASAN BOĞULDU EFSANESİ

Emine, Hasan olmadan yaşamayı yediremez kendine, Al yemeni ile oda kendi asar ağacın dallarına. İkisinin cansız bedenini bulan obalılar, işte tam orada akan suya Hasanboğuldu derler. Bu hikaye dilden dile dolaşır efsane olur senelerce…

Edremit pazarı, şimdi olduğu gibi yüzyıllar önce de çarşamba günleri kurulurdu. Etraftaki köylüler ürünlerini pazara getirip satar, ihtiyaçlarını alarak köylerine dönerlerdi. Zeytinli Köyü'nün yakışıklı delikanlısı Hasan'ın babası ölmüş, anasının ve kendisinin karnını doyurabilmek için baba mesleği bahçıvanlığı devam ettirmekte idi. Yetiştirdiği sebze ve meyveleri, Edremit pazarına götürüp satıyor, ihtiyaçlarını alıp köyüne dönüyordu. O gün pazarın kalabalığı içerisinde bir kız görmüştü, çok güzel, alımlı bir kızdı, uzun süre gözleri ile onu takip etti. Giysilerinden obalı olduğu anlaşılıyordu, sırtında heybesi bir şeyler satmaya uğraşıyordu. Kızı gözden kaybetmişti fakat hayali gözünün önünde duruyordu, evlenme çağı da gelmişti. Güzel düşlere dalıp gitmişti. Birden, kendisine seslenildiğini fark etti, kafasını kaldırdığında güzel kızı karşısında görmüştü. Eli ayağı birbirine dolaşmıştı, şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmıştı. Bu halini gören kız gülmeye başlamış, daha da güzelleşmişti. Hasan kendisinden istenilenlerin en iyilerini seçip verdi. Kıza kim olduğunu sordu. Adının Emine olduğunu ve Zeytinli'nin üstündeki obalarda oturduklarını öğrendi. O da Hasanı fark etmişti. Her çarşamba günü Emine peynirin, sütün, yoğurdun, balın en iyisini, Hasan'a getiriyor, Hasan'da sebzenin en iyisini ona veriyordu. Pazardan, Zeytinli'ye kadar beraber dönüyorlar, Zeytinli'den sonra Emine obaya varabilmek için üç sat daha yürüyordu.


Emine ile Hasan birbirlerini sevmişler ve evlenmeye karar vermişlerdi. Hasan'ın annesi evine bir can yoldaşı geleceği için sevinmişti. Fakat Emine'nin ailesi, obada hiç mi kendine uygun delikanlı bulamadığını, ovalının obada yaşayamayacağını söyleyerek karşı çıkmışlardı. çuvalını sırtına alır ve yola düşerler. Bahçıvanlık yaptığı için Hasan bu tür bir yüke alışkın değildi.

Beyoba'ya vardıklarında yorulmaya başlamıştı. Şimdiki Sütüven Şelalesi'ne vardıklarında, yol dere içerisinden gidiyordu, taşların üzerinden atlayarak geçiyordu, yorulmuştu, tuz sırtını yakmaya başlamıştı, daha geldikleri kadar yol vardı. Gökbüvet'e vardıklarında gücü tükenen Hasan, yere düşer. Emine, Hasanı yüreklendirmeye çalışarak gelecek iyi günleri anlatır, fakat Hasan kalkamaz. Emine'ye buralardan kaçmayı, başka yerlerde yaşamayı teklif eder. Emine obasına söz vermiştir. Kendisinin bile rahatlıkla taşıdığı çuvalı taşıyamayan kişiyi obaya nasıl götürebilirdi. Hasanın yalvarmalarına aldırmaz, çuvalı omzuna alarak obanın yolunu tutar. Hasan “ Senin obana varamıyorum, kendi köyüme de varamam, beni bırakma” diye yalvarır. Emine, Hasan'ın sesi kulaklarında çınlayarak yoluna devam eder. Oba'ya vardığında pişman olur. Geri dönmek ister. Fakat fırtına çıkar, şiddetli yağmur yağmaya başlar. Ailesi bu havada onu ormana bırakmaz, sabah olunca gitmesini söylerler.

Emine sabahı zor eder, ilk ışıklarla, Gökbüvet'e koşar fakat Hasan yoktu. Zeytinli'ye annesine, Edremit'e koşar, Hasanı kimseler görmemişti. Hasan'ın sesi kulaklarında çınlayan Emine, mecnun gibi, dere boyunca onu arar durur. Obasına da dönmez. Günler sonra Gökbüvet'te, Hasan'ın gömleğini ve ona verdiği çevreyi bulur. Sana kavuşmaya geliyorum Hasan'ım diyerek kendini Gökbüvet'in başındaki çınara asar.

O günden sonra Gökbüvet'in adı Hasanboğuldu, Gökbüvet'e bakan çınara da Emine Çınarı denmektedir.

Ziyaretçi: Bugün: 5 | Bu Ay: 126 | Tümü: 39690

btn facebook